Gelişimsel Travmayı İyileştirmek

Yazının başlığı olan “Gelişimsel Travmayı İyileştirmek” aslında uzun zaman önce okuduğum ve etkisinden çıkamadığım bir kitabın adı. Kitabın Türkçe çevirisi ne yazık ki henüz mevcut değil. Biraz da bu yüzden olsa gerek size kitaptan ve kitabın sunduğu yaklaşımdan bahsetmek istiyorum. Kitabın iki yazarından biri olan Laurence Heller aslında gelişimsel travmayı iyileştirme yolunda “NARM” adlı bir “Nöro-Duygusal İlişkisel Model” ortaya koymuş. Somatik temelli olan; danışanın ilişki ve canlılığını destekleyen bu model geçmişi de işin içine katarak şimdi ile çalışıyor. Danışan ile çalışırken onun güçlü yanlarını, kapasitelerini, kaynaklarını ve esnek dayanıklılığını da değerlendirip bağlanma süreçlerini da aktif olarak terapinin içine katıyor.

healing-developmental-trauma

NARM’a göre insanın fiziksel ve duygusal iyiliği için beş temel ihtiyacı var: İlişki, Uyumlanma, Otonomi, Güven ve Aşk & Cinsellik. Bebek bu temel ihtiyaçları karşılanmadığı takdirde ortaya çıkan acı ve anksiyete ile başa çıkabilmek adına belirli adaptif hayatta kalma stratejileri geliştiriyor. Bu başa çıkma yolları aslında bebeğin anneyle olan bağlanma ilişkisini korumak için varlar. Ancak bebekken veya çocukken geliştirilen ve işe yarayan hayatta kalma stratejileri yetişkinlikte artık işe yaramaz hale geliyor. Hayatımızın erken döneminde geliştirdiğimiz kendimiz ve dış dünya ile ilgili olan katılaşmış inançlarımız yetişkinliğimizde bizi hapseden kendi duvarlarımız oluyor. Bunlarla birlikte fiziksel semptomlar ortaya çıkıyor ve özellikle kendine güven, kendilik bilinci ve kendilik düzenlemesi ile ilgili sorunlar yaşıyoruz.

NARM’ın bahsettiği 5 gelişimsel adaptif başa çıkma stratejisi ve detayları:

  1. İlişki Bağlamında (Connection Survival Style)

Hayatlarının en erken döneminde bağlanma sorunları ve şok travması yaşayanlar bu stratejiyi geliştirirler. Bebek ilk yıllarında ona bakım verene bağımlıdır. Sinir sistemi çok hassas olur. Erken dönem travmaya bebeğin tepkisi aşırı yüksek uyarılma ve dehşettir. Sonuç olarak bebek yüksek uyarılmanın getirdiği enerjiyi dışarı çıkaramaz ve bedeni donma, kasılma, sıkışma gibi tepkiler verir. Bunlar bedenin fizyolojik sistemini bozar. Bu yüzden bu kişiler hayatları boyunca sinir sistemlerini düzenlemekte zorlanırlar ve psikolojik, fizyolojik ve ilişkisel sorunlar yaşarlar.

Bu stratejiyi kullanan birisi:

  • Bedensel duyumsamalarından ve duygularından kopuktur.
  • İnsan ilişkilerinden uzak durarak mesleğini ona göre seçer.
  • Kendilik gelişimi zayıf olduğundan hayatında bir role –anne, doktor, bilim adamı gibi- girerek o rolde ilerler. Çünkü rolde kurallar bellidir ve güvende hissettirir.
  • İlişkilerden hem kaçar hem de bu yüzden yalnız hisseder. İnsanlar tarafından boğulmaktan ve aynı zamanda yalnız kalmaktan korkar. Kalabalıktan hoşlanmaz.
  • Var olmaktan utanç duyar ve yetersiz hisseder.
  • Olayların dışında kaldığı hissi vardır.
  • Başkalarından bir şey istemeye çekinir. İnsanlara yük olmaktan hoşlanmaz.
  • Ölüm ve hastalık ile ilgili abartılı kaygıları olur.
  • Kendisini, çevresini ve diğer insanları kontrol etmek ister.
  • Bir şeylerin nedenini öğrenmekten hoşlanır. Zihinseldir.
  • Migren,huzursuz bağırsak sendromu, astım, alerji, depresyon, anksiyete, panik atak, sindirim problemleri gibi durumlara yatkındır.
  1. Uyumlanma Bağlamında (Attunement Survival Style)

Hayatın ilk iki yılında, yani bebeğin beyni ve sinir sisteminin en hızlı geliştiği dönemde annenin bebeğinin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarıyla yeterince uyumlanamaması sonucu gelişen stratejidir.

Bu stratejiyi kullanan birisi:

  • Kendi ihtiyaçlarının ne olduğunun bilincine varamaz, varsa bile ihtiyaçlarını ifade edemez.
  • Yeni projelere başlamak konusunda hevesli olsa da bunları sonuçlandırmakta zorlanır.
  • Konuşmayı sever, sevgiyi ve ilgiyi bu şekilde elde eder.
  • Düşük enerjisi ve başarısızlık korkusu sebebiyle amaçlarına ulaşamaz.
  • Öfkesini doğrudan gösteremez.
  • Diğer insanların ihtiyaçlarını anlar ve onlarla uyumlanır. Oldukça vericidir.
  • İki alt tipi vardır. Birincisinde kişi kendisini çok aza ihtiyaç duyduğuna inandırır ve öyle yaşar. İkincisinde ise kişi sürekli bir eksiklik hissederek, diğer insanlardan sürekli alır. Birinci tip stresliyken yemek yemeyi unuturken, ikincisi aşırı yemek yer.
  • Göğsünde ağırlık hisseder, nefes alırken zorlanır.
  1. Güven Bağlamında (Trust Survival Type)

Çocuğun bağlanma ihtiyacı sonucunda doğan bağımlılığı ailesi tarafından manipüle edildiğinde çocukta bu strateji gelişir. Kendi ideallerini çocukları üzerinden gerçekleştiren, çocuklarının saf sevgisini kullanan, çocuğu taraf seçmeye zorlayan, çocuğa belirli bir rol veren, onu koşullu seven ailelerin çocuklarında görülür. Bu çocuklar bağlanma ilişkisini korumak adına sahte bir kendilik geliştirirler.

Bu stratejiyi kullanan birisi:

  • Derinde yetersizlik ve çaresizlik duyguları barındırır. Ancak diğer insanları suçlayarak bu duygulardan kaçar.
  • Başarısızlıktan çok korkar.
  • “Mış” gibi davranarak kendisi olmayan bir imaj geliştirir. Bu imaj çökerse alkol, uyuşturucu gibi yollarla kendisine zarar verebilir.
  • Diğer insanları anlıyormuş gibi yaparak onları manipüle eder.
  • Her zaman en iyisi olmak ister.
  • Karşısındaki kişiyi doğrudan ve/veya dolaylı yoldan zayıf, yetersiz hissettirir.
  • Duygusal olarak karşı cinsle yakınlaşmakta zorlanır. Cinselliği silah olarak kullanabilir.
  • İnsanlara güvendiği takdirde zarar göreceğine inanır. Çünkü geçmişte kendi saf sevgisi manipüle edilmiştir.
  1. Özerklik Bağlamında (Autonomy Survival Style)

Bebeklerin yaklaşık 18 aylık oldukları dönemde başlayan özerklik ihtiyaçları aileleri tarafından bloke edildiğinde bu strateji gelişir. Birçok aile kendi kaygılarından dolayı çocuklarının bağımsızlık ve ayrışma-bireyleşme ihtiyaçlarını görmezden gelir. Çocuklar özerklik ihtiyaçları ve aileleri arasında kalırlar. Sonra bağlanma ilişkisini devam ettirmek adına görünüşte ailelerine uyum sağlayıp, alttan alta onlara isyan ederler.

Bu stratejiyi kullanan birisi:

  • İç çatışmalarından dolayı çelişen duygular hisseder.
  • Dışardan gelecek baskılardan çekinir oysa asıl baskıyı kendi kendisine yapar. Kendi kendisini eleştirir.
  • Otoriteye uyum ve isyan arasında sıkışmış hisseder. Diğer seçenekleri değerlendiremez.
  • Huzursuzluk yaratacak ortamlardan kaçar.
  • Pasif-agresif yapısı vardır. Dışardan uyumlu gözükse bile, alttan altta karşısındaki insanı çıldırtabilir.
  • Başkalarının ona dair bir gündemleri olduğuna inanır.
  • Kendi doğal tepkisinden korkar.
  • Önce bir başkasını memnun etmeyi seçse de sonradan kızgın hisseder.
  • Bir şeyi yapmak için son tarihe kadar bekler.
  • Boyun ve sırt ağrıları, ülser, kolit gibi psikosomatik problemler yaşayabilir.
  • Göğüs kafesinde baskı hisseder.
  1. Aşk & Cinsellik Bağlamında (Love & Sexuality Style)

4-6 yaşları arası ve ergenlik başlangıcında sevgi ve cinsellik bütünleşmiş bir şekilde algılanır. Çocuğun cinsellik ifadesi ve ilgili merakı eleştirilir ve çocuk utandırılırsa, cinsellik ve sevgiyi birbirinden ayırır. Genellikle katı veya görünüşe aşırı önem veren ailelerin çocukları bu stratejiyi geliştirir.

Bu stratejiyi geliştiren birisi:

  • Mükemmeliyetçi ve eleştireldir. Kendisi ve diğerleri adına aşırı yüksek kriterleri olur.
  • Seks kendi bedeni ile bağlantı kurmanın bir yoludur.
  • Seksi ve aşkı aynı anda yaşamakta zorlanır.
  • Sonuç odaklıdır. Kendini geliştirir.
  • Çekicidir.
  • Bedenine önem verir. Çoğu zaman bakımlıdır. Estetik yaptırabilir.
  • Rekabeti sever.
  • İki alt tipi vardır. Romantik alt tipte olan birisi aşkı ve evliliği romantize eder. Ancak cinsellikten uzaktır. Cinsel alt tipte olan biri ise kendine güvenini geliştirmek için cinsel olarak çekici olup, kendisini bu konuda geliştirir. Ancak cinsellikte derinlik yoktur ve cinselliği mekaniktir.

NARM yukarıda bahsetmiş olduğum her bir başa çıkma stratejisine özgü belirli tedavi süreçleri geliştiriyor. Heller bu süreçleri gerek kitabında gerek verdiği eğitimlerde detaylı olarak anlatıyor. Özellikle terapistler için okumaya ve anlamaya değer bir eser olmuş. Umarım en kısa sürede yetkin insanlar tarafından dilimize de çevrilir.

 

“Healing Developmental Trauma: How Early Trauma Affects Self-Regulation, Self-Image, and the Capacity for Relationship” by Laurence Heller Phd, Aline Psyd Lapierre

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s