Bir Acayip Bağlanma Meselesi

Bağlanma, belki de insan hayatındaki en önemli şey… Romantik ilişkilerimizde, sosyal hayatlarımızda ve hatta iş hayatlarımızdaki en belirleyici unsurun bağlanma olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Oysa çoğumuz bunu hafife alıyoruz.

root-of-suffering-is-attachment-570x377

Peki nedir bu “bağlanma”; hem neden bu kadar önemli?

Basit bir şekilde anlatmak gerekirse bebek ve birincil bakıcısı –ki bu çoğunlukla anne oluyor- arasındaki ilişkiye bağlanma ilişkisi deniyor. Daha karmaşık anlatırsak; annenin bebeğinin gönderdiği iletişim sinyallerini, bu sinyallerin içerdiği anlamı algılaması ve ona zamanında, yerinde ve yeterince cevap vererek bebeğinin ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılıyor olmasına bağlanma deriz.

Attachment-2Örneğin, bebek olumsuz sesler çıkararak huysuz davranıyor yani sinyal gönderiyor. Anne bebekteki sinyalleri görüp onun bir sıkıntısı olduğunu fark ediyor. Bu sıkıntısını gaz sancısı olduğu şeklinde anlamlandırıyor. Sakin ve seri bir şekilde bebeğini kucağına alıp gazını çıkartmak için çeşitli hareketler yaparak ona zamanında, yerinde ve yeterince cevap vererek bebeğinin gaz sancısını hafifletiyor. Böylece çocuğun gönderdiği sinyal annenin alıp geri gönderdiği sinyalle örtüşüyor. Ve anne-bebek arasında duygusal bir uyumlanma ve derin bir bağ oluşuyor. Diğer bir seçeneği değerlendirelim; bebek ağlıyor çünkü gazı var. Anne bebeğin sesini duyuyor ancak kafasında dün gece kocasıyla yaptığı tartışma var. Kafası dağınık olduğu için çocuğunun sinyalini anlamlandıramıyor. Bunun sonucunda otomatik olarak çocuğun aç olduğuna dair bir çıkarım yapıp çocuğunu besliyor. Böyle bir deneyimler çoğunluktaysa anne-bebek arasındaki duygusal uyumlanma eksik kalıyor.

Bağlanmanın nörobiyolojisini merak edenler için; ilk olarak kişinin kendi kendini yatıştırma ve düzenleme becerisinin hayatının ilk iki yılında ve özellikle sağ orbito prefrontal korteksin –kendini yatıştırma merkezimiz- hayatımızın erken zamanında deneyime bağlı olarak geliştiğini söyleyebiliriz. Beynimizin orta prefrontal fonksiyonlarının çoğu uyumlanmış ve kapsayıcı bir anne-çocuk ilişkisinden oluşuyor. Bütünleyici bir anne-çocuk ilişkisi beyindeki bütünleyici liflerin aktivasyonunda ve hatta gelişiminde oldukça etkili. Bu lifler ise sinir sistemini koordine etmede ve dengelemede görev alıyor. İşin özeti kişilerarası bütünleşme, nöronal bütünleşmeye yol açıyor (Siegel, 2012).

İnsan yavrusu da diğer canlılar gibi hayatta kalmak için ona bakım verene bağlanmak zorunda. Çocukları bilirsiniz, ebeveynleri onlara ne kadar kötü davranırsa davransın yine dönüp dolaşıp onların yanına gider ve onlardan medet umarlar. Ebeveyn-çocuk arasındaki iletişim örüntüleri tutarlı ve tahmin edilebilir olursa çocuk kendisini ilişki içerisinde güvende ve kapsanmış hisseder. Ve bu deneyimleri içselleştirir. Artık dünyayı keşfetmek, yaratıcılığını kullanmak ve potansiyellerine ulaşmak için hazırdır. Buna ek olarak annesi ile olan ilişkisinde içselleştirdiği güven duygusu ve duygusal uyumlanmayı diğer insanlarla olan anlamlı iletişiminde ve kendisini sakinleştirmede kullanır. Demem o ki, insanların henüz çok küçükken onlara bakım verenlerle yaşadığı deneyimlerin yarattığı zihinsel süreçlerin çok uzun vadeli etkileri olur. Kişinin kendisini sakinleştirebilmesi, duygularını dengeleyebilmesi, iç görüsü, empatisi, ahlaki muhakemesi, diğerleriyle uyumlanabilmesi hep güvenli bağlanma ile alakalıdır.

Çocuğun anneyle kurduğu ilişki şekli, yetişkinlikteki romantik ilişkisinde partneriyle kurduğu ilişkiyle benzerlik gösterir. Eğer bağlanma stillerini anlayabilirsek, bir kişinin ilişki içerisindeki tutumunu az çok tahmin edebiliriz. Ebeveynler hassas, çocuk için mevcut, uyumlu, duyarlı olursa çocukta “güvenli bağlanma” olur. Eğer tutarsız yanıtlar varsa, “kaygılı bağlanma” olur. Uzak, katı ve tepkisiz olursa “kaçıngan bağlanma”, çocuk için tehdit unsuru ise “düzensiz” bağlanma olur.

Güvenli Bağlanma

Güvenli bağlanması olan insan reddedilmelerinin, acılarının, yalnızlıklarının, hayal kırıklıklarının üstesinden gelebilir. Bu insanlar ilişki içerisinde hem kendi özerkliklerini koruyup hem de yakınlık kurabilirler. Partnerlerine güvenmekte zorlanmaz, gerektiğinde onlar için fedakârlık yapmaktan çekinmezler. Bir ilişkiye girerken o ilişkiyi uzun-vadeli düşünürler. Ayrıldıkları durumlarda yeni bir ilişkiye başlamaları uzun sürer.

Kaygılı Bağlanma

Kaygılı bağlanması olan insan ilişkiyle alakalı çok hassastır. Tutarsız davranan ve belirsiz mesajlar gönderen ebeveynleri ile kurduğu ilişki gibi güncel ilişkisinde de belirsizlik ön plandadır. Belirsiz mesajlar gönderen kişiyi çekici bulur. Partnerine yapışıp, onun kendisini rahatlatmasını ister. Partneri genelde bu kişinin sürekli ilgi istediğinden ve gösterdiği ilgi ve desteğin ona asla yeterli gelmediğinden bahseder. Çünkü kendi kendini sakinleştirebileceği bir içsel sistemi yoktur. Kendi kendini rahatlatması ve onaylaması için dış bir desteğe ihtiyaç duyar. Eğer partneri onu severse, kaygılı bağlanması olan kişi bu sevgiyi de karşılamakta zorlanır. Kaygılı bağlanan kişi, küçük şeylerden ilişkisinin ve dolayısıyla bağlanmasının tehlikede olduğu izlenimine kapılıp panikler.Bu panik hali onun protesto davranışı (kıskandırma, manipülasyon, ayrılma tehdidi, kapris, baskı gibi) sergilemesine ve partnerini kendisinden uzaklaştırmasına sebep olur.Yani bu sefer ilişki gerçekten sallantıya girer.

Kaçıngan Bağlanma

Kaygılı bağlanan insanın tersine, kaçıngan bağlanan insan diğerlerine olan ihtiyaçlarını görmezden gelir. Bu şekilde kendi anılarından, beden duyumsamalarından ve duygularından da uzaklaşır. Çocuğun bağlanma ve yakın iletişim ihtiyacına karşın ebeveynleri duygusal olarak ulaşılmaz ve hatta ihmalkâr ise çocuk da bu acı verici durumla baş etmek adına duygusal iletişimi koparır. Limbik sistem sosyal ilişki kurmak için ihtiyacı olan duygusal sinyalleri alamaz ve diğer insanlara bağlanmayı sağlayan frontal beyin aktiviteleri gerektiği gibi işlem göremez. Çocuk-ebeveyn arasındaki bu iletişim kopukluğu içselleştirilerek diğer bütün ilişkilere yayılır. Kaçıngan bağlanan biri ilişki içerisinde karşı tarafa duyguları ile ilgili belirsiz mesajlar gönderir ve partnerinin onun ne hissettiği ve istediği konusunda kafası karışır.Genellikle kafasında ideal bir partner vardır ki bu hiçbir zaman gelmeyecektir. Böyle bir kişi ile iletişim kurmak zordur çünkü çoğu zaman sorunuzun tam yanıtını alamazsınız.

Düzensiz Bağlanma

Bazen bağlanma figürlerine karşı kişide hem yaklaşma hem de uzaklaşma dürtüsü aynı anda olur. Çocuk ona bakım verene hem ihtiyaç duyar hem de onun kendisini sakinleştirip koruyacağına tam olarak güvenemez. Tehdit altında hissettiğinde beyinde birbirine zıt iki nöronal devre oluşur. Bunun sebebi bağlantı figürünün hem koruyucu hem de korkutucu olmasıdır. Böylece çocuk bir yandan güvenlik ve sakinleşme için bağlanma figürüne yaklaşmak isterken, diğer yandan hayatta kalma içgüdüleri tehdit kaynağından kaçmak ister. Bu paradoks sonucunda çocuk çaresizce korku içinde kalır. Parasempatik dorsal vagal sistem aktive olur ve çocukta donma tepkisi görülür. Genellikle böyle çocuklar “düzensiz bağlanma” geliştirir.

Bu konuda günlük hayattan basit bir örnek verirsek; anne çocuğa bulaşıkları yıkamasını söyler ama çocuk bulaşıkları yıkarken onu sürekli eleştirir ve yaptığı işi beğenmez. Çocuk da bulaşıkları yıkayıp yıkamamak arasında sıkışıp kalır. Böyle bağlanan çocuk ebeveyn davranışını iki şekilde kontrol etmeye çalışarak aşırı kontrolcü olabilir: ebeveynlerin ebeveyni olarak onları sakinleştirme veya sözlü-fiziksel saldırı! Düzensiz bağlanan kişiler duygusal düzenleme, dikkatini sürdürebilme ve stres altında akıl yürütme, diğerleriyle karşılıklı ilişki konusunda zorlanırlar.

Bağlanma Stillerinin İlişkiler Üzerindeki Etkisi

Yakınlık ve birliktelik, çatışmayı çözme şekli, sekse karşı tutumu, iletişim şekilleri, partnerden ve ilişkiden beklentileri bağlantı stillerinde göre kişiden kişiye değişir. İlişkilerde kişilerden ziyade bağlanma stillerinin çatışmasına şahit oluruz.

Kaygılı bağlanan bir kişi ile kaçıngan bağlanan bir kişinin ilişkisini ele alalım. Kaçıngan kişi tabir-i caizse bağlanma düğmesine basmamak adına yoğun duygusal yakınlaşmalardan kaçar. Her şey yolundayken bir sis perdesi ardından ilişkide durduk yere bir sorun çıkartır. Kaygılı kişi ise tam tersine bu yoğun duygusal yakınlaşmalar olmazsa ilişkinin tehdit altında olduğu fikrine kapılır ve partnerini protesto eder. Protesto sonucunda ilişkinin arasına sınır girince kaçıngan kişi artık yakınlaşma tehdidi azaldığı için partnerine yakınlaşır. Bu durum bir kısır döngü şeklinde sürer gider. Kaygılı bağlanan kişi ilişkide kalmak adına ilişki tehdit altına girince partnerinin ve ilişkinin olumlu tarafını düşünürken; kaçıngan kişi olumsuz tarafına odaklanır. Kaçıngan kişiler kendilerine bilinçdışı olarak “olmayacak kişileri” seçmekte çok başarılıdır. Kaçıngan biri, kaygılı partnerinin çok hassas olduğunu ve fazla tepki verdiğini iddia eder.

maxresdefaultKaygılı bağlanan kişi, güvenli bağlanan kişiyi sıkıcı bulabilir. Çünkü güvenli bağlanan kişinin verdiği açık mesajlar ve sakin yaklaşımı kaygılı bağlanan kişinin ebeveynlerinden alışık olduğu belirsiz tavırla uyuşmaz ve bağlanma sistemlerini uyarmaz. Kaygılı insanların kaçıngan insanları daha çekici bulduğunu söyleyebiliriz.

Kaçıngan bağlananlar diğer kaçınganlarla ilişki yürütemez. Çünkü aynı benzini olmayan bir arabanın ilerleyemeyeceği gibi ilişkiyi yürütmek için gerekli olan asgari duygusal yakınlığa erişemezler.

Sonuç olarak

Hayat sürekli kendi içinde gelişen bir süreç. Bağlanma stili de sabit ve kalıcı değil, tam tersine insanın hayatı boyunca devamlı bir değişim halinde. Eğer partnerinizin güvensiz bağlanması varsa umutsuzluğa kapılmayın. Bunu keşfetmek güzel bir başlangıç. Birçok insan bağlanma süreçlerini bilmediği için ilişkisinde yaşadığı sorunları anlamlandıramıyor ve bu anlamsızlık ilişkiyi ve kişileri çıkmaza sürüklüyor. Bağlanma süreçlerini anladıktan sonra partnerinizin davranışı artık kompleks ve kafa karıştırıcı gelmeyecek. Çözüm için elinizde güçlü bir rehber olacak ve bununla iyi anlamda gelişim her zaman mümkün!

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s